Saturday, 17 March 2012

bir son dakika haber ile normal sessizliğime ara verip Alanya'dan sesleniyorum

Hala Alanya'dayım, hala aslen internet, teknoloji ve kırmızı etten uzak, basit bir hayat yaşıyor ve okumalarımı yapıyorum, ama aldım haberi derhal paylaşma arzum var:

Makalem online olarak çıktı, indirin okuyun, indirtin okutun - acayip popüler olsun yazım
^_~

http://www.scirp.org/journal/aasoci/


Bu arada, şaka değil, ciddi ciddi ders çalışıyorum...Sahile haftada bir kez gitme izni verdim kendime - o derece.

Friday, 9 March 2012

Antalya'dan 6 Kare.

haftalardır nereye baksam kar veya buz görmekten, 
Ankara'nın insanın açıkta kalan tüm uzuvlarını bıçak gibi kesen soğuğundan sonra 
içimi ısıtan güneşli bir akdeniz gününde,
yumuşacık dalga sesleri eşliğinde deniz kıyısında,
çıplak ayaklarımı sıcacık kuma gömmek...hazdan ölmek gibi bir şey gerçekten.



Ruslar suya girecek cesarete sahipti, 
ama Ebru ve ben ancak dizlerimize kadar girmek ile yetinmeyi tercih ettik. 



o kadar mutlu, o kadar huzurlu, o kadar yumuşacıktık ki...
kurabiyelerimiz bile güler yüzlüydü



bir ara Neslihan Yargıcı da bizimle takıldı 



çok güzeldi herşey.



Derya ve Didem'in resimlerini de düzgün çekmeyi becerebilseymişim keşke.


iyi bakın...bir daha sarışın olmaya niyetim yok.

Bilgilerinize...

Ben gidiyorum. 




Bir süre internet erişimine sahip olamayacağım, çünkü düğün bahanesi ile sağlıklı yaşam & beslenme üzerine kurulu, tez yeterlilik sınavına çalışmaya yönelik ve iç hesaplaşmalarımı huzurlu biçimde yapma amaçlı bir akdeniz kaçamağı yapacağım. 




Nisan'dan önce dönmem. 
  

Thursday, 1 March 2012

Duyuru!

Yasımı tuttum. Şimdilik bu kadar. Doğum günümü güzel geçirmeye karar verdim. Son anda verdiğim bu kararı paylaşıyorum:


Tuesday, 28 February 2012

haberler.

Bazen, bazı haberler, dile düşmeden akla düşer. O anda, Derya yanımda bana dönüp sana söylememiz gereken, ama nasıl söyleyeceğimizi bilemediğim bir şey var dediği anda biliyordum ne diyeceğini..."O" evleniyordu. Herkesin bir "o"su vardır - benim de elbette var. Gerçi söz konusu bu "o" hiç benim olmamıştı zaten, ama şimdi resmen bir başkasının oluyordu. Didem ve Ebru nefeslerini tutmuşcasına bekliyorlardı giderek sabırsızlanan bir biçimde gelmek bilmeyen tepkimi. 

Tepkim o anda gelmedi.

Geldiğinde ise dinmek bilmeyen göz yaşları, yaşaşanmamışlıklara ve korkaklığıma dair pişmanlıklar ile birleşerek beni bir melankoli denizinin dibine doğru çekmeye başladı. Ama ben bu yolu çok gittim geldim - artık dönüşümü gözüm kapalı bile bulabiliyorum. Herşey olup bittikten sonra oturdum ve içimi bildiğim en iyi şekilde, resim ve yazı ile önüme döktüm. Çıkanlardan ise küçük bir parça toparlayıp ortaya koydum. (http://nepmtv.blogspot.com - geri dönmeyecek)

Ebru'dan gelen yanıt ile, yaş dolu gözlerime ufak bir tebessüm düşen dudaklarım eşlik etti. 
Ben bana ve yaşadıklarıma hem gülerim, hem ağlarım.